14 Mart 2009 Cumartesi

Fizyonotras ve Mekanik Portre Üretimi


Yöntemi nedeniyle büyük bir sanayi dalı doğurması beklenemeyecek olan silüetin icadı, Fransa’da 1786 ve 1830 yılları arasında çok popüler olan ve Fizyonotras adıyla bilinen yeni bir tekniğin doğmasını sağladı.

Fizyonotras’ın yaratıcısı, 1754 yılında Versaille’de doğmuş olan Gilles-Louis Chrètien’di. İcra ettiği gravür sanatından daha fazla para kazanabilmek için, bu tekniğin geliştirilmesini sağladı. Gravür tekniğini mekanikleştiren bir yöntem olarak Fizyonotras’ı geliştirdi. Bu buluş portrenin iki dünyasını yani silüetle gravürü bir araya getiriyordu ve yeni bir sanat dalı yaratıyordu. Buluşuna Fizyonotras adını verdi. Fizyonotras, bilindik pantograf ilkesi ile çalışıyordu. Aletin kullanıcısı, kuru bir iğne ile desenin konturları üzerinden geçiyordu. Mürekkepli ikinci bir iğne, ilk iğnenin hareketlerini izliyor ve deseni, birbirlerine göre konumlarına bağlı olarak belirlenen bir ölçekte tekrar üretiyordu.
Minyatür portrede, ressamın kişiliği ve sanatsal değeri önemli bir rol oynarken silüette kesim işini yapan kişinin rolu oldukça azalmış, basit bir el yatkınlığına indirgenmişti. Fizyonotras kullanmak için bu el yatkılığına da gerek yoktu. Gravür için kullanılacak metal plakanın üzerine düşürülen gölgelerin konturlarını çizmek yeterli oluyordu. Tek seansta iş bitiyordu. Böylece uygun fiyatlara. Çok sayıda satılan portreler üretilmiş oluyordu.

Fizyonotras, sürekli bir gelişim sürecinde bulunan ve günümüzde Fotomat ve renklisinde Polaroid olarak adlandırılan ticari tekniğe kadar ulaşan fotoğraf makinesinin kesinlikle öncüsüdür. Fizyonotras, fotoğraf tekniğinin bulunmasıyla kesinlikle bağlantılı değildir ama ideolojik açıdan bu tekniğin bir öncüsü olduğu söylenebilir.

Minyatür Portre ve Silüet














Burjuvalardan oluşan bir müşteri çevresi ile karşı karşıya gelen portre ressamını bekleyen iki görev vardı: bir yandan saray ressamlarının moda yaklaşımlarını taklit ederken diğer yandan da bu sınıfın ekonomik kaynaklarına uygun fiyatlar belirlemesi gerekiyordu. Dönemin beklentilerini karşılamak isteyen ressam, çarpıcı renkler yerine daha yumuşak ve zarif renkleri seçerdi ve bu özelliklere sahip olarak geliştirilmiş bir portre türü ortaya çıktı: minyatür portre. Aristokrasi çevresinde çok gözde olan ve kişinin çekiciliğinin değerini ortaya seren minyatür portreler, yükselen burjuva sınıfının benimsediği ilk biçimlerden biri oldu. Burjuva sınıfı, minyatür portreler aracılığı ile birey kültürünü ifade etme olanağı buldu.

SilüetXIV. Louis döneminde portre yapmak için yeni bir yöntem icat edilmişti. Parlak siyah kağıtların içleri kesilerek, eş dostun profilleri oluşturuluyordu. Bu yöntem bir mesleğe dönüştü ve birçok becerikli kişi bu işe soyundu. Önemli her tür kutlamada bu yöntemle portreler üretilir oldu, hem saray balolarında hem de panayırlarda. Dönemin Maliye Bakanı’nın soyadını alan Siluet adındaki bu portreler hem Fransa’da hem de başka ülkelerde popülerlik kazandı.

Silüetçiler Bonaparte dönemine kadar gündemde kaldılar. Sanatçılar da bu portre türünü uygulamaya başladılar. Kağıtların kesilmesiyle elde edilen şekilleri kusursuzlaştırmak için üzerlerinde tekrar tekrar çalışıyor, ince iğneler kullanıyorlardı.
Silüet soyut bir temsil biçimidir. Siluet-Portre hiç desen çalışması gerektirmez. O dönemde halkın bunu beğenmesinin nedeni, hızlıca yapılması ve fiyatının çok düşük olmasıydı.

Portre ve Fotoğraf'a giden yoldaki önemi

Kökenleri, Roma İmparatorluğu zamanında yapılan komutan ve devlet adamlarının büstlerine kadar dayanan Portreler, fotoğrafın bir ihtiyaç haline gelmesine sebep olmuştur. Bazı toplumsal sınıfların yükselişe geçmesi herşeyi, özellikle de portreyi büyük miktarlarda üretme ihtiyacını doğurdu.
"Portresini yaptırmak" simgesel bir eyleme dönüştü. Yükselmekte olan sınıfın mensupları portrelerini yaptırarak, yükselişlerini kendileri ve diğerleri için görünür kılıyorlardı ve aynı zamanda itibarın tadını çıkarıyorlardı.
1750 yılına doğru, orta sınıfın birbirini izleyen sıçramalar yaparak, o zamana kadar Aristokrasi temeline dayalı toplumsal mekanizma içersinde üst sıralara çıktığı görülür. Fransa'da yüzyıllar boyunca belirli çevrelere ait bir ayrıcalık olan portre, toplumsal yer değiştirme sonucunda demokratikleşir, moda halini alarak Fransız devriminden hemen önce burjuva kesimlerde yaygınlık kazanmaya başlar.